Çalışmalar / Blog / Yazılar / Dubai’ye Gitmek

Gidis:
sabah sabah bavul hazırlama telası basladı. saolsun sevgilim her türlü fedakalıgı yapip bavulumu elleri ile hazırladı. bende teslim edilecek calısmaların son rotuslarını yapip aman isini yapmadı demesinler derdi ile bilisayar basında calismama devam ettim. son gune kalmanın faydaları ile pek cok gerekli malzeme eskisehirde birakildi. en uç ornek olarak laptopumun pili verilebilir:)

çarsıya gidildi paralar € olarak degistirildi ve tren istasyonuna gelen dostlar esliginde eskisehirde istanbula yolculuk basladi.

trende bi olay olmadi. ögrenci olmama ve yanımda pasadon baska bi belge olmadıgından inadına ceza yazan gorevliyi saymazsak. hadi hayırlısı deyip devam ettim yolculuga.

ben bir dost belerken istanbulda 2 farklı dost karsiladi beni. lan amma sevenim varmıs deyip huzunlendim salak salak. ne gerk varsa:)

ogrencilik gunlerinin hatrına dadas pilavımızı yedik kadikoyde akabinde nargilemizi içtik. sonra ben hava alanına onlar evine.

cok heyecanlı bir bekleyisle check-in sırası geçilip everyones love free duty yazısına gelince derin bir oh cektim. kesin bir pislik olcak ve alınmıcam korkusu had safhadaydı:) son kontrolde cantasında tornavida cıkan adam saymazsanız kazasız bindik ucaga. bu arada turk oldugumuzu her yerde belli ediyoruz ya helal olsun bize. napcan amca ucakta tornavidayi.

cam kenarı ve kanat onu olsun dediler ucakta yer onerisi olarak. 7a koltugunu aldim kendime. sona gece yarısı degil 7a pilatlada ucsam bisi goremiyecegimi farkettim ama vardıgımızda saat 6 olacagindan belki gun acmıs olur bisi gorurum umudu hep içimde giderken, sehirlerin ısıkları akmaya basladi yer yuzunden. turkiyeyi gectikten sonra saat diliminide yalayip yutunca 3 olması gereken saat 5 oluverdi birden. yolun 2500km sine dogru gun çizgisini yakaladık ve gunun dogarkenki kızıllıgını bulutların uzerinden izlemeye basladim. satıh halinde yaılan kızıllık ve uzerindeki bulutların ambiansı bile bu yolculugu yapmaya deger kanaatindeyim. ama zevk için yapılacak sey degil bilet diye bir a4 kagit cıktısı veriyorlar ustunede 650 ytl alıyorlar. yuh dedim:P

sabah vardık sonunda dubainin sabah sabah sıcak kumlarına. tepeden hersey toz ve kum olarak gorunuyor. cok degisik bir manzara acıkcasi. girdim içeri, mail yolu ile bana ulastırılan vizemin orjinalini salak bir retina taraması sonucu verdiler. neden oyle ettiler annamadım. 1 saatten facla pasaport onayı için beklettiler. ilginctir yanlız, 20 masa acıktı ve neredeyse hepside alabildigine agirdan yapıordu isini.

bu kısımda bazı puf noktaları vermek istiyorum
1- onceki gun veda edicem muhabbetine telefonla cok konusursanız piliniz bitmeden ariyacaginiz kisinin numarasını not alın bir yerlere. o kısım aklıma eldi allahtan:)
2- arapca bilmiyor olabilirsiniz ama ingilizce bilmioysanız vay halinize:) ben kendimden biliyorum cok zor oluyor.
3- inince paranızın tamamını dirheme cevirmeyin. zati boktan bisi o paralar. yazık oluyo canım €lara:)
4-telefon hattınız yoksa hava alanından alabiliyormussunuz. iste bu benim atladıgım tek detay oldu sanırım. avea kapalı ve cuma cumartesi buranın hafta sonu oldugundan pazarı beklemek zorunda kaldım hat almak için.

sonunda ali abiye ulasmayı basardim ve beni sirketlerine ait villaya yerlesmem için goturdu. is anlasmamızda kalacak yeri onlar verdiginden mekan villa imis. yuru be dedim kendi kendime:) sonunda villamıza geldiimizde durum az biraz degisik cıktı benim için. tum calisanların kalabilecegi bir villa imis burasi ve her odada 2 kisi kalıyor. hadi hayırlısı deyip yerlestim room mate’im muhammdin yanına. oda suriyeden gelmis çalismaya. ingilizcesi ve hali ile arapcasi çok iyi:) filistinden, ürdünden, her bi yerden elemanlar var. tanıstık hepsi ile tek tek. sonunda adımı soylemeleri için uuumuut demem gerektigi kesfettim. ama onlar benim için kolay bi yol kesfedemediler:) farklı bir kultur farklı bakıs acilari ama 1 gun içindeki dosthane tavılarını dusunecek olursam baska bir yerde bir turk olarak bukadar rahat etmezdim sanırım.

ilk gunumu saat, iklim gibi pek cok farklılasan faktore, uykusuzlugunda eklenmesiyle camıs modunda yatarak gecirdim.cok üsüdüm ama anlatamam. cayır cayır havadansa son surrat klima tercih ediliyor burda ve soguk memleketten gelmis, henuz sıcagi hissetmemis biri olarak içim dondu diyebilirim.

ilk gunu deli dil surcmeleri ve cok eksik ingilizcemle atlattıktan sonra sabah sabah muhammede gunaydın diyerek uyandım. sory? deyince good morninge dondum hali ile:) sabahın 7,30unda ayakta olmama ve turkiyede 5,30 olmasına ragmen gayet dinc basladim une. klima kaynaklı ufak bir kırgınlık vardı sadece. oda normal artık dedim:)is yerimize gidildi. hah dedim demek dubai bu imis. conrad hoteli gecince hiltonun karsısında calismaktayim efenim. beklerim yani:) server kasalar ve cift lcd monitorler arasından birisini gosterip sen burda calis, bir terslik varsa soylersin IT ekibi gelip duzeltir dedi. yuzumdeki tebessum ortam ve profesyonellik bir yana (ilk defa kendi bilgisayarıma teknik servis hizmeti vermedim) soylenen hemen her kelimeyide anladıgımı farkettim, ondandı sanırım.

ogle yemegi tam bir fiyasko idi. arap bir arkadas siparis aldı zar zor ingilizce biliyorken arapca cok bozdu beni ve hemen ali abiden yardım istedim.

1- dolma ama dolma degil bisi
2- karısık sebzeli ama kızartılmıs, türlü ama türlü degil bisi
3- tavuk ve pure.

hali ile 3. alternatifi sectim. okadar kucuk butu olan bir tavuk ilk kez gormus oldum bu vesile ile. kulturel baharatların damak tadımdaki etkisini hiç bir benzetme ile veremiyecegim. Ama alısırım insallah diyerek yedim. pürenin, püre ama püre degil bisi oladugunu gordum. lan patates nasıl patates olmaz annamadım acıkcasi. bildigin pure ile bildiin helva arasında bir tadı olması bir yana, uzerinde badem gibi bisi vardı ama bazı bazı kabuklarınıda eklemisler saolsunlar. çorba ama çorba degil bisey ustune yemek yedim ustuneden ne oldugunu bilmedigim ama tadını sevdigim bir tatlı yedim. ama arkadas lavas ama lavas degil bisi yedim. hey gidi tas fırın ekmegim dedim hakkatten. sanırsam herseyin içinde kimyon var. cok ilginc bir yaklasım.

gunum bitti, buz gibi soguk su ile dusumu aldım. buz gibi dedigime bakmayın, su akarken havada ısınıyor kendi kendine:) baska bir gun baska bir anıda bulusmak dilegi ile efenim.

ehlen ve sehlen

Tarih: 05 Ocak 2009 | Etiketler: , , , | Toplam 728 kez okunmuş |
“Dubai’ye Gitmek” için yorum bulunmuyor. »

Yorum Yapın

Altçizgi umutavci.com © 2008 | Tasarım: Umut AVCI | Kodlama: Yakuter | Altyapı: Wordpress | Gizlilik Anlaşması