<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Umut Avcı &#124; CG-Artist &#187; Yazılar</title>
	<atom:link href="http://www.umutavci.com/kategori/blog/yazi-kisisel-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.umutavci.com</link>
	<description>Grafik ve Tasarım Hakkında Her Şey</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 May 2011 18:33:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Benjamin Button Eleştiri</title>
		<link>http://www.umutavci.com/benjamin-button-elestiri/</link>
		<comments>http://www.umutavci.com/benjamin-button-elestiri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2009 01:13:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umutavci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutavci.com/?p=458</guid>
		<description><![CDATA[The Curious Case of Benjamin Button Film Özeti]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bazı insanlar, nehir kenarında oturmak için doğmuştur.<br />
Bazıları üzerlerine yıldırım düşmesi için.<br />
Bazıları iyi bir müzik kulağına sahip olmak için.<br />
Bazıları sanatçı olmak için.<br />
Bazıları yüzücü olmak için.<br />
Bazıları düğmeci olmak için.</em><br />
<span id="more-458"></span><br />
<em>Bazıları, Shakspeare okumak için, bazıları de anne olmak için.<br />
Ve bazı insanlarda&#8230; Dans etmek için.</em></p>
<p>İşlerin gidişatına göre delirebilirsin.<br />
&#8230;ama sona geldiğinde&#8230;<br />
&#8230;her şeyi bırakmalısın.</p>
<p><img class="size-full wp-image-459" title="benjamin-button" src="http://www.umutavci.com/wp-content/calismalar/the-curious-case-of-benjamin-button-movie-poster.jpg" alt="benjamin-button" width="536" height="750" /></p>
<p><span class="sari">Ünlü Amerikalı yazar Francis Scott Fitzgerald&#8217;ın 1922 yılında yazmış olduğu kısa öykü, yönetmen <strong>David Fincher</strong> tarafından sinemaya uyarlanıyor. Amerika&#8217;da 19 Aralık 2008&#8242;de gösterime girmesi beklenen filmin senaryosu ise, Forrest Gump (2004), Ali (2001), Munich (2001) gibi filmlerin de senaryolarını yazmış olan Eric Roth&#8217;a ait.</span></p>
<p><span class="pembe">Konusu</span><br />
Film, seksen yaşında doğan ve geriye doğru yaşlanan Benjamin Button adlı bir adamın I. Dünya savaşı sırasında başlayıp 21. yüzyıla kadar devam eden -ve büyük ihtimalle burada da biten- olağanüstü ve zorlu yaşam öyküsünü anlatıyor.</p>
<p>Zaman Benjamin Button için tersten akmaktadır yani zaman geçtikçe herkes yaşlanırken O gençleşmektedir, elbette yalnızca dış görünüşü, 50 yaşına geldiğinde ise 30 yaşında bir kadına âşık olmasıyla hayatı daha da ilginç hale gelmeye başlar&#8230;</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0421715/">IMDB Linki</a></p>
<div class="yuvust">
<span class="pembe">Yorum</span><br />
Düşünsenize, hayatınızda en deneyimli olduğunuz anlar, düşünce ve deneyim olarak en zirvede olduğunuz anlar, yani 40 ve 50li yaşlar içerisinde iken, fiziksel olarak ta doruktasınız. Tüm bilgi ve birikiminizi keyfinizce kullanabilme lüksüne sahipsiniz. Peki, ama gerçekten bu durum sizin için böyle olsaydı, düşündüğünüz kadar keyifli bir sonuca ulaşabilecek miydiniz? Zaman ilerledikçe hayat sizin için daha keyifli bir oyun bahçesine dönebilecek miydi? İşte bu film gerçek bir hayat gibi tersten yaşanan, üstelik dolu dolu yaşanan bir adamın hikayesini konu alıyor.</p>
<p>Yıllar önce Can Dündar’ın bir hikâyesinde okuduğum ve çok keyif aldığım hayatı tersten yaşamak konusu Hollywood tarafından farklı bir yaklaşımla inceleniyor bu filmde. Bir drama konsepti içinde geçen hayat öyküsünde Benjamin Button’u canlandıran Brad Pitt oyunculuğunu keyifli bir şekilde izletmesini biliyor. Hayatın akışını tersten yaşamak zorunda kalan bir adamın hayatı anlama çabası, sıra dışı durumu yüzünden çok zor olsa da her şeye rağmen yaşamasını başarıyor. Hep eksik bir şeyler olmasına rağmen, tersten yaşanan hayatına pek çok dostluğu ve doyumsuz bir aşkı sığdırmakla kalmıyor, bir evlat sahibi olmayı başarıp, kendisinin mutluluğu kadar çevresinde mutlu olabilmesi için elinden geleni yapıyor.</p>
<p>Film sırasında ise, özellikle kamera geçişleri ve kurguların bağlanması tam bir görsel keyfe dönüştürülmüş. Bence keyifle ve sıkılmadan izlenmesi gereken filmler arasında yerini almalı.
</p></div>
<div class="yuvalt"></div>
<p><span class="pembe">İçerik <strong>(Bu kısım filmle ilgili detaylı bilgi içerir)</strong></span><br />
Hastane odasında ölüm döşeğindeki kadının; kızından bir günlüğü okumasını istemesi ile başlıyor film. Kızına bir şeyler anlatmak istemektedir belikli ve bu günlük anlatmak istediklerinin anahtarı gibidir. Annesinin son isteğini kırmak istemeyen kız okumaya başlar.</p>
<p>Bir düşünün 80 yaşında, ölümün sınırında doğduğunuzu hayal edin. Vücudunuz iflas etmek üzere, her şey ve herkes size yabancı, istekler ve yaşanacaklar bitmiş gibi boş bir hayata uyanıyorsunuz. Üstelik daha yaşadığınız hiçbir şey yok.</p>
<p>Benjamin hayata böylesi bir şekilde birinci dünya savaşının bitiminin kutlandığı bir gecede geliyor. Ona da söylendiği gibi, doğmak için güzel bir gece seçmişti kendisine. Zorlu bir doğum olmuştu gecenin tüm güzelliğine rağmen. Annesini doğum sırasında kaybetmesi dertlerinin en küçüğü gibi görünmekteydi aslında. 80 yaşında iflas eden bir vücuda hapsolmuş genç bir ruhu vardı fakat babası, karısının ölümüne neden olan Benjamin’in lanetlenmiş gibi görünen bedenini görmeye dayanamayacağını fark edince Benjamin ölmek üzere olan yaşlıların olduğu bir eve terk edildi. Kendisini inceleyen doktorun, bir biri ardına koyduğu yaşlılık ve ölüm belirtilerinden sonra ölümü dost kabul eden ve onu bekleyen yaşlılar tarafından “klübe hoş geldin” nidalarıyla karşılanıp kendisine bitmişlikte bir ev bulmuştu. Fakat bu bir bitiş değil bir başlangıç olmuştu aslında onun için.</p>
<p>Zaman ilerlemeye ve Benjamin büyümeye başladıkça yürüyemez haldeki yaşlı bedeninden kurtulup koltuk değneklerine geçmiş, yaşlı insanların arasında yaşadığından dışarıdaki hayatı merak etmesine rağmen içinde bulunduğu durumu yadırgamadan herkesi kendisi gibi zannetmiştir. Zamanla dış dünyaya açıldıkça çocuk ruhu ve yaşlı bedeni ile insanlarla tanışmaya başlayıp, hayatın kendisini öğrenmeye başlamıştır. Tam o sırada 6 yaşında adı Daisy olan bir kızla tanışır ve ona karşı bir şeyler hissettiğini fark eder ama aynı yaşlarda olmalarına rağmen görünenin farklılığı hayatın ağır yükü ile ve tabii ki Daisy’nin büyük annesinin baskısı ile aralarında oluşan bağın ne olduğunu anlayamadan hayatına devam eder Benjamin.</p>
<p>Kaptan Mark Klark ile tanıştığında limanda kendisine yedi kere yıldırım çarptığını anlatan adamla sohbet etmektedir. Ve kaptanla tanışması ile beraber hayatı değişmeye başlamıştır Benjamin’in. Kaptanın gemisinde yaşlı bir adam olarak çalışmaya başlamış, her ne kadar çıkarcı gibi görünse de iyi bir adam olan kaptandan hayatı öğrenmeye başlamış, ilk kez içki içmiş, ilk kez bir kadınla beraber olmuştur. Yaşadığı şehirden uzaklaşma ihtiyacı ile kaptanla ülkeler arası gezmeye başlamış ve ne kadar acıda olsa gönüllü olarak askere katılmış ve kaptanla beraber pek çok sevdiği insanın ölümüne şahit olmuştur.</p>
<p>Asker dönüşü saçları çıkmış olmasına, yüzündeki kırışıklıkları azalmış olmasına ve gözlüksüz görebilmesine rağmen 60 yaşlarında görünen Benjamin gerçek anlamda büyümüş ve hayatı anlamaya başlamıştır.</p>
<p>Kendisini bulma ve hayatı anlama yönünde giderken Daisy ile tekrar karşılaştıklarında ona ne kadar âşık olduğunu fark eder ve aslında ne kadar farklı olduklarını görür. Kesişen yolları tekrar ayrıldığı sırada kendisini bir merdiven basamağında 18 dolar ile terk eden babası ile tanışır. Önce kabul edemese de hümanist yanı ve farklı yapısı ile babasını sahiplenir. Ölmeden önce ruhunun rahatlamasını sağlayarak kendisi için en doğrusuna ulaşmasını bilir.</p>
<p>Kendi halinde ilerlerlerken zaman kader öylesine güçlü örer ki ağlarını, bir gün Fransa’da bir hastanede Daisy’nin yanında bulur kendini Benjamin. Daisy bir kaza geçirmiş ve dans hayatı bitmiş, artık eski güçlü Daisy değil bacağı kırık, özgüvenini yitirmiş bir Daisy vardır artık Benjamin’in karşısında. Sonunda yaşları birbirine yaklaşan çift beklenen büyük aşklarını yaşamaya başlarlar. Doyasıya yaşanan keyifli ama hafif ürkek bir aşkın seyrini izlemeye başlarız bir anda.</p>
<p>Sonunda çok özel bir haber gelir Daisy’den, bebek beklemektedir. Benjamin mutlulukla kocaman bir hüzün arasında kalmış, aklı karışmıştır. Ya ben gibi olursa sorusunu sorduğunda, gerçek aşkın cevabı gelir, o zaman daha çok seveceğiz onu. Zaman ilerler ve sonunda sağlıklı bir kız çocukları olur çiftin. Bu güzel bir haber olmasına rağmen Benjamin’in kafasındaki soru işaretleri artık onu iyice kemirmeye ve bir karar almaya zorlamaktadır. Kızı normal bir hayat sürecek, çocuk olarak başladığı hayatını ilerleyen bir zamanda yaşlı bir insan olarak bitirecektir. İlerleyen yaşlarında ise öyle bir zaman gelecek ki babalık yaptığı kızı, kendisine annelik yapmak zorunda kalacaktı. Bencilce görünse de verebileceği tek karar olduğuna inandığı şeyi yapar Benjamin. Kızına bir baba gerekmektedir, normal bir baba. Kızının geleceğini sağlamak için elindeki tüm mal varlığını satar, elinde sadece bir motor kalır ve kızının kendisini hatırlayabileceği yaşa gelmeden önce çok sevdiği karısının ve çocuğunun yanından da sessiz sedasız ayrılır.</p>
<p>Ve bir gün artık küçük bir çocuk haline geldiğinde, hayat Daisy ile yollarını tekrar kesiştirir. Bunama emareleri geçirdiği sıralarda polis tarafından bulunan Benjamin, 10lu yaşlarında sevdiği insanın çocuğu olarak onun yanında yaşamaya başlar ve ölene kadar onun çocuğu olarak yaşar.</p>
<p><span class="pembe"><strong>Hayatı tersten yaşamak (Can Dündar)</strong></span><br />
Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir. Şüphesiz ki yaşamı tersten yasamak daha güzel hatta mükemmel olurdu. Nasıl mı?</p>
<p>Cami’de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içersinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette. Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.<br />
Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır. Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev&#8230;</p>
<p>Altmışlı yaslara kadar her şey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.</p>
<p>Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk başladığınız gün size hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz. Ve genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak ise başlıyorsunuz. Herkes karşınızda el pençe divan duruyor.</p>
<p>Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade&#8230;</p>
<p>Aman ne güzel günler başlıyor&#8230;<br />
Derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor. Bu arada babanız ortaya çıkmış, &#8220;fazla çalıştın&#8221; diyor &#8220;artik eve don, isi bırak, okumaya basla, harcılığın benden olsun&#8230;&#8221; keyfe bakar mısınız?<br />
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor ekmek elden su golden bir dönem başlıyor. Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor.</p>
<p>Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok artik&#8230;<br />
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, &#8220;evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna&#8221; diyorlar&#8230; Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.</p>
<p>Derken anneniz bir gün size sut verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor. Mama artık her yerde, her an ve en taze seklinde hazır. Bir gün karanlık ilik ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyorsunuz.</p>
<p>Sıcacık yumuşacık gurultu ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz. Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz. Ve günün birinde müthiş keyifli bir sevişmeyle hayatiniz bitiyor&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutavci.com/benjamin-button-elestiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dubai&#8217;de Yorgunluk</title>
		<link>http://www.umutavci.com/dubaide-yorgunluk/</link>
		<comments>http://www.umutavci.com/dubaide-yorgunluk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 02:49:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umutavci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[dubai]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutavci.com/?p=192</guid>
		<description><![CDATA[dubaide yorgunluk]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yaşanmışılıgı anlatacak pek bişeyim yok bugun. pek bişi yaşayamadım cunku son journaldan bu yana.</p>
<p>sebepler belli aslında, buraya oncelikle gezmeye degil çalısmaya gelmemden kaynaklı bir durum var. turkiyede cok kişi atıp tuttu şöyle ucuz boyle imkanlı diye ama yalan yani soliyim.<span id="more-192"></span> yolculuk ve araç almak cidden ucuz. gerisini sole bir incelicek olursak.</p>
<p>bilgisayar: turkiyede ve buradaki fiyat farkını olusturan tek etmen sanırım burdaki malların kalitesizligi. laptopların fiyatları dolar bazında hemen hemen aynı burda dedigim gibi kdv sistemi olmadıgından kazancınız bu oluyor. ama en guclu gordugum laptop t8000 serileri oldu ve bu durum benim asus x52mi burda cok pahalı laptoplar sıralamasına koyuyor. cokta ulan dur gidip ordan alıyım dedirtecek farklar mevzuu bahis degil.</p>
<p>cep telefonu: gidipte inceledigimi degmedi diyebilecegim bir kategori kendisi. samsung i900u gozume kestirmiştim buraya elmeden once. hepsiburada.com fiyatı kdv dahil 1040 ytl ki site pahalı urun satar. burada 500-600 kapatırız diyoduk, efem sıkı durun fiyat veriyorum kdv siz bişeysiz alabildiginiz urun satışı yaklasık 1200 ytl. hani ulan yarı fiyatınaydı bile dedirtmiyor alet:)</p>
<p>yiyecek malzemelerin hepsi genelde ucuz ama tabi yiyebilecek yureiniz varsa. genelde beyrut mutfagını tercih etmekte fayda gormekteyim. hindistan mutfagı konusunda uyarılmıştım ama tum calisma arkadaslarım gidiyor diye bi ogle yemegimizi yedik orda. bidahada benden uzak allaha yakın mumkunse. swarma denilen doner istendiginde herangi bir beyrut mutfagından fiyat sizi aldatmasın. 30 dirhem yane yaklasık 10 ytl fiyat cekiliyor. bir tabak dolusu tepeleme pilav ve bir tabak dolusu swarma geliyor onunuze. yuh lan kim yicek bunu derken onunuze koca tabak butun butum yeşillik filan konuyor. yane sole butun butun, butun marul, butun domates, butun salatalık. biber olarak genelde dolmalık biber geliyo ama o baya ilgimi cekti. lavaşları tek baharatsız millet olduklarından lavasıda cok yadırgamıyosun zati. kesinlikle tamamını yiyemedim hiç bir oturdugum yerde. ki yerim ben yani:) ama size tavsiyem swarmanız tavuk olsun. et istediginizde %80 ihtimalle kuzu eti gelecek ve alışkın degilseniz kokusu ve tadı cok rahatsız edici.</p>
<p>alıştım diyorum ama ısrarla alışamıyorum mekana. arkadaşlarım var burda ama genelde dil sorunum yuzunden pek bişi paylasamıyoruz ve buda selamlaşma ve temel konusmaların otesine gecirmiyor beni. benim gibi konusmasını seven bir adam için alışamamamın belkide yegane nedeni diyebilirim.</p>
<p>oda arkadaşım ilginc değişik ama duzgun bir adam cıktı. ne cok muhattap oluyor nede yalnız bırakıyor. cok sevmediinin farkındayım ama yarım yamalak cumlelerimi anlamaya calisip yardımcı olabilecegi bişi olursa elinden geleni yapıyor. iyi çocuk yani.</p>
<p>ilginc bir iş yeri aslında. ozenle secilmiş sanırım herkes. aralarında karakter olarak en kotu olan bile duzgun adam. ve sununda belirtmeden gecmek istemem, turkiyede sanat yonetmeni statusu ile calısırken burda ciddi manada stajyer moduna burundum. grafik konusundaki profesyonelliğimi 3d konusuna cevirmemden kaynaklı eksikliklerim bir yana adamlar hakkatten işi biliyor. 8 dakikalık bir animasyon işi var içerde su an yaklasık 2 aydır yapılmakta ve 1 ay çinde teslim edilecek. 3d bilenler için teknik detay vermem gerekirse en kotu iç mekan 1,5 milyon poligondan olusuyor(çok aşırı yuzey demek). dış mekan oluşturmalarında 8milyon poligonlu sahneler var (daha cok aşırı yuzey) tum render sistematigi vraya bagli. animasyonlar dahil asla baska bir motor kullanılmıyor. ki vray animasyon konusunda stabil deildir normalde. animasyonda gercekcilik konusunda cok iyiler. ozellikle mekanlara sonradan yapılan eklemeler için after effect yada premiere gibi programları degil Autodesk Combustion kullanmaları ilginc geldi. bu programı bulup kullanmaya baslamakta fayda oldugunu dusunmekteyim. işinizi yeşil perde(croma) ve 3d ile cozuyorsanız cidden cok aşırı ve profesyonel ozellikleri ile dikkat cekici bir program oldugunu gormus bulundum. sonucta bir proje teslimi için yaklasık 20 kişi saglam bir ekip olarak calismak zorunda. bundan cidden keyif aldıgımı belirtmeden gecemiyecegim. bilmediginiz bir seyi sormak için surekli yanınızda bilen birilerinin oldugunu dusunun. kişisel gelişim için inanılmaz bir mekan diyebilirim. profesyonelim ben, işin susunu yaparım, busunu yapmam, ben soleyim, ben boleyim filan gibi bir tribe girme sansınız yok. adam gibi calisacaksın, ne deniyorsa yapacaksın, kendindende bişeyler katabilmen seni özel kılar. işin ozu bu diyebiliriz. tum 3d calısması yapan cocuklar iyi derece max, vray, autocad ve photoshop biliyorlar. illaki yanına bildikleri baska programlarda mevcut. herkesin iyi olduu bişi var kimse kimse için ters konusmuyor. kimse kimseyi yerinden etme cabasında degil. yani turkiyede calısmaktan cok farklı bir durum burda calisma cabası:)</p>
<p>dubaiden biraz bahsedecek olursak, ana yerleşim yerleri gokdelenler ve illaki yuzeyi atraksiyonlar ve değişik mimari şekillerle olusturulmuş binalarla dolu. iş yerim iç içe girmiş 3 silindirdir seklinde 17 katlı dışı tamamen camlardan olusan bir yapı en basidinden. devlete ait binalarda ceresindeki binalardan hiç eksik kalmıyor tabiki bu arada:) her tip mimari bir arada ve bu çeşitlilik yeryer cok gusel yeryer cok tuhaf bir gorunum olusturuyor. bir butunluk kavramı olmadıgından bir binanın dış kaplaması mavi digerininki kırmızı oburunun siyah cam olabiliyor ve buda gorsellii uclendirmek yerine bozuyor bana gore ama bana soran yok tabiki:)</p>
<p>yollarda deli gibi tabelalar var uyarılıyorsunuz drekt olarak. yere cop atma arkadaşım cezası 450 dirhem şeklinde. icon var. elindeki çö;pü çö;plüğe atan adam iconu. arıyorsun arıyorsun yok çö;p ama elinde taşıman ve yere atmaman cok daha hayırlı bir durum zannımca. devlet vergi almıyor bu sebepten bu konularda cok hassaslar:) hız sınırı 120 km/saat +%10 ile 132 km ile rahatca gidebilirsiniz ama 133 ile radara yakalanırsanız ki kucuk kucuk kameralar seklinde yol kenarlarında olan bişi bu radar. yakalıyo affetmiyo aman dikkat:) yollar 3 cevre yolu seklinde oluşturulmuş. her 3 cevre yoluda 6 şeritten oluşmakta. (6 gidiş 6 geliş;) yollar cevre yolundan ayrılırken ayrlan şerit cevre yolundan eksiliyor yani saga bir yol cıktı mesela cevre yolu 5 serite dusuyor derhal. dusunce cok mukemmel bir sistematik oldugunu cıkardım. eger seridini duzgun takip edebilirsen yol darlaması yada genişlemesi olmadıgı için trafikten en az seviyede etkileniyorsun aslında. istanbulun en buyuk sıkıntısı sanırım bu. 4 seritli yoldan 2 seritli yola daralama oldugundan trafik sıkışıklıı cok yogun oluyor. ama sunuda es gecmemk lazım trafik cok hızlı akıyor ama inanılmaz derecede araç yogunlugu var. genel olarak gun içerisinde bol bol kaza gercekleşmekte:)</p>
<p>buradaki en pahalı sey ev kiraları. iş yerinize yakın bir guzergahta oturmak istediginizde genelde her buyuk sehirdeki sıkıntıyla karsılasmanız cok muhtemel. kucuk evler ve deli pahalı kiralar. apartman yaşantısının zorlukları, şehir içinde oturmanın getirdigi gurultu potansiyeli. her evde hali ile klima var ama ilginc olan hemen her evde merkezi klima sisteminin olması. merkezi ısıtma sistemi gibi yani:) ama hiç kapanmıyor sadece kısılı;p daha yuksek seviyeye alınabiliyor.bekarlar neredese ise istanbulda ogrencilerin gordugunden beter bir sistematikle karsılasıyor. evler pahalı ama bekarsanız enelde yıllık odeme yapmak durumundasınız. evde bekarlara ozel cesitli aktiviteler yaptıgınız takdirde ertesi gun evden cıkmanız istenebiliyor. arkadaşlardan atılanlar oldu ordan biliyorum:) yoksa apartmanda oturmuyorum yani. şehir dışlarında arabanız var ise bir yerleşim biriminde oturmanız daha uygun sonuclar etiriyor. sistem amerika gibi. aynı kiraya şehir içinde 2+1 kucuk bir dairede kalmaktansa sehir dısında bir villada kalmak daha mantıklı geliyor. az daha fazla vererek havuzlu evde kalma sansınızda herzaman mumkun yani:)</p>
<p>2. haftasonumdayım ilk geldigim gunu saymazsak. bu hafta içinde 2 kere aynı ayagımı cok sert bir sekilde burktum. odamdaki klimanın cok hızlı calısması ve calısmaması durumunda cok sıcak olması gibi ikilem arsında nezle olmayı basardim. işe adapte olma digerlerine yetişme cabası, bir yandan ingilizce kasmalarım filan derken cok keyifsizim su sıralar. tum gunumu klimasız ve sıcak bir ortamda laptop basında ecirmekteyim. hadi hayırlısı diyorum ve yeterince uzayan yazımı burda sonlandırıyorum.</p>
<p>bi sonaki yazıda gorusmek dilegi ile:)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutavci.com/dubaide-yorgunluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dubaide Gezmek</title>
		<link>http://www.umutavci.com/dubaide-gezmek/</link>
		<comments>http://www.umutavci.com/dubaide-gezmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 02:46:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umutavci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[dubai]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutavci.com/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[Dubaide gezmek]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında başlık dubaide carrefour gibi bişi olcaktı ama akabinde baya bişi gecti bende yazacak zamanı bulamadım hali ile:) 10 gun oldu geleli. Neler oldu neler bitti sole bir uzerinden gecelim bakalım.</p>
<p>Birincisi herkesi anlayabiliyorum ama ısrarla İngilizce konusamıyorum. Lanet gibi bişi. <span id="more-191"></span>Çözcem yakında insallah bu sıkıntımı. Yavas yavas sehirde tek basıma gezinmeye basladim. İlk tek gezinme deneyimim gezinmede sayilmaz, işten eve taksi ile donme cabam oldu. Efem ben deniz deria şehir merkezinde oturuyor olup, 251. Yerlesim birimi olan mirdifte ikamet etmekteyim. 3. Gunumde taksiye binmeden once uptown mirdif dersen gidebilirsin dediler. Bende aynen bu sekilde soledim ama uptown burada bir alıs veriş merkezi imiş ve evi ectikten sonra imiş:) sansıma bakınki o un aldıgım ve 2 gun içinde aktif olması gereken telefonum aynı gun aktif edildigi için ali abimi ariyip yardim isteyebildim. Az zorlanma ile evi bulabildim:)</p>
<p>2. gezinme denemem ise carrefour oldu hali ile:) orda paramı dinara cevirebilecegim soylendi ve bende yaklasık esit nerde oldugunu bildigimden buyuk bir cesaret ile iş yerimden yuruyerek carrefour a dogru yola cıktım. Olesiye buyuk sehir yapan insan evladı insanlarında bu yolu kullanacagını ve yuruyebilecegini unutmus zannımca. Yurume yolu oldugunu dusundugum yerler cevre yollarına ve otoban benzeri yollara cıkmaya baslayinca yol sorma girişiminde bulundum ve bir taylantlı oldugunu dusundugum ilginc bir insan evladına sordum. İngilizcesi içerisinde gecen right, left gibi kelimelerden ve el kol hareketlerinden ters yolda oldugumu ve geri gitmem gerektigini anlamış bulundum. Teşekkurlerimi edip geri dondum ve en basılmaz kısımlarından çimlere dalarak kaldırıma dogru ilerledim. Yanlıs anlamayın basmak istemezdim gorgusuzluk yapı;p ama basmaz isem en az 800 mt fazladan yurumem icap edecekti aynı noktaya varmak için. Çeşitli yollardan daha bir çeşitli yollara gecerek inşaatlar ve gok delenler arasında ilerlemeye devam ettim. 2. Kez sordugum kişi ise ne yazikki bir Hintli cıktı. Kelimeleri arasında zittizeznzzentere gibi bişi duydum ama anlamadıgımı belirttigimde kolumdan tutup beni caddeye cevirip, gozumun onunde duran en buyuk binayı parmagi ile işaret etti ve seeee tiz zz bulding seklinde bişi soledi ,binayı gormemle alakalı bir soru oldugunu hissettim ve yes dedim:) go dizz buldin end go and go. Oppzzit bulding diz dedi ve bir anda kafamda şimşeklerin çakmasına neden oldu bu durum. Aman allahım bu adam bu İngilizce ile burada yaşıyorsa ben sular seller gibi yaşarım yahu dedim ve hararetle teşekkur edip dizz buldinge dogru atıldım. Bana gosterdigi binanın hemen ardındaki binanın adı city center olup kendisi ortalama bir alış verişi olmaktaymış ve carrefour içinde bulunmaktaymış:) adam en azından denemiş lan bide laf ettin deyip kendi kendime bizzat kendi başıma mall(alışveriş merkezi) içerisine girdim hızlıca. Dedigim gibi mekan pek bir ortalama buyuklukte oldugundan information bolumlerine 2. Sorusumda Exchange ofisinin yerini buluyorum:) saka gibi ama mall içerisine girmenin mallıgı ile en ust kaya cıkmısım tekrardan asalarda ve arkalarda bir yerlere gonderdiler. Çok eglenceli içerisi ama her milletten adam aval aval alış veriş modunda. Alıyorum pek salak gorunumlu dinarlarımı ve gidiyorum carrefoura ne varmış bi gorelim bakalım deyip gezinmeye basliyorum. Eti var, Ülker var bide ersu diye bi meyva suyu var. Et reyonunda bin bir millet eti arasında ufacık bir turk reyonu var. carrefour duzeninin bizim turkiyedekine ozel olmadıgını fark ediyorum. Birebir dizilimler aynı. Kasap manav solda sag kısımda elektronik falan filan seklinde bire bir dizilimler mevcut. Kendime bardak alma amaclı sag arka koseye dogru yuruyorum. Eglencelik ıvır zıvırlarda orada bulunmakta. Aman allahım koca bir nargile reyonu. My god modunda bakınmaya basliyorum derhal:) en kral tutun mekanda bulunmakta. Turkiyedeki gibi tutun nerden bulcam acaba hakikimi derdi yok. 10 numara tutun, kilosu 30 dirhem. Yaklaşık 9 ytl yane:) en kral nargile setine bakıyorum derhal. 120 dirhem. Nerede ise 50 ytl yane:) du bakalım hayırlısı diyip yavastan mekandan cıkı;p evin yolunu tutuyorum.</p>
<p>Sonra hayatımın bir kosesine mert tutunu veriyor. Benden 15 gun daha eski dubaide. Yane adam kıdemli:) jeoloji muhendisi olarak gelmiş buraya. İyikide gelmiş:) turkiyede muhabbet ederken insallah gorusuruz demiştik. Carsamba gorusme kararı alıyoruz. Nerde bulusalim dedigimde city center sana yakın orda bulusalim diyor. Deneyimliyim tabi. Gayet emin adimlarla mekana dogru gidip bekliyorum. Bu arada yolu bilince istanbulda yurumekten cokta farklı gelmiyo caddelerin arasında gezinmek. Bulusuyoruz sariliyorum salak salak konusmaya baslıyorum derhal. Dile kolay neredeyse 5 gundur hiç konusmamısım. Çok ters bana. Bak diyo burada bi merkez var, içinde en sevdigim yer deniz kenarında nargilesi cok kral bi yer diyor.(burada mekanlar tekil degil merkezler halinde genelde. Tekil olanlarsa sehir merkezinde olanlar zati. Ve evet mertle en buyuk ortak noktamız nargile:)) gidiyoruz adını bilemedigim mekana dogru ve sahil tarafında haliç manzarasına benzer bir manzarada nargilelerimiz ve tanesi 30 dirhemden millerlerimiz geliyo. Alkol dubaide satışı olan bişi diil hali ile pahalı meret:) ilginc sistemli nargilelerimiz geliyo. Govde ve şişe birbirine vida sistemi ile bagli ve ser şişeden bagimsiz olarak done bilme yetisine sahip. Hekketten ilginc bişi:) aliminyum folyo ile baca yapilmis ve siz istemeden kozunuzu degiştirmek için surekli birileri geziniyor ortada. Sonunda gece 10 oluyor ve yavastan eve dogru ayaklanıyoruz. Bu saatte evemi gidilir demeyin gun içinde okadar sıcak ve yogun işi cektikten sona zor bişi o saatlerde dinc kalmak. Ciddi alışkanlık istiyor. Taksiye binince aman allahım diyorum, tarife gecede yav. Ariyoruz derhal merti baba bu ne iş diyerekten. Saat 10,30 itibari ile gece yazar baba normal diyor. Pakistanlı taksi soforumun beni kazıklamadıgını anlıyorum ve rahatlıyorum:) inanılmaz bişi. 30 dakikadan fazla suren taksi normalde 30 dirhem alması gerekirken 35 dirhem istiyor benden. Kopeen olsun diyorum 5 dirhem ve evime giriyorum.</p>
<p>Pek bir ertesi gun, persembe itibari ile mert, baba emirates malla gel diyor. Sana burada acciip bir nargile ismarlicam seklinde cagiriyor. Persembe burada turkiyenin cumartesi modunda. Yarım gun calisip çıkı;p emiratess mall yollarına hali ile yine taksi ile dusuyorum. Yol uzerinde fotograflarını gordugum butun okdelenlerin yakınlarından gemce sansım oluyor. Gerci gormek için yakın olmak lazım diil ama bole daha zevkli:) taksi yolcu indirme kısmında inip mall içerisine girdigimde city center artık gozume ufacık bir alısveriş merkezi olarak gorunuyor. Girişte derhal kendime mekanın bir haritasını alıyorum. Tamam harita diil plan seklinde bişi ama lazım yani:) biraz ilerleyince sag tarafımda kayak yapanları goruyorum. Nolyo lan derken yapay pisti inceleme sansım oluyor camların arkasından:) soruyorum kaca lan bu şeklinde. Bir arkadaşa bakı;p cıkcam demek için 70 dinar vermek gerekiyomuş. Ne erek var yav diyorum cam arkasında biraz daha inceledikten sona arap starbucksun yanından gecip turkce konusan bir çifte iyi aksamlar dileyip ust katlara dogru ilerlemeye basliyorum. Ust katta herangi bir lunaparka, duzeltiyorum herangi buyuk bir luna parka taş cıkartacak bir eglence merkezi buluyor ve derhal gezmeye basliyorum. Carpışan otomobiller, atari oyunlar, atlı karınca falan filan bi yana, araba simulasyonlarına bayılıyorum. Ekranda ne gormekteyse alet aynı sekilde hareket halinde sana mevzuyu yaşatıyor. Spin filan atiyor. Ahtapot benzeri bir oyuncak var. Milleti ekseni etrafında deli deli ceviriyor herkes cıglık atıyor. Millet deli yav:) en cok robot koluna bayılıyor. İsmi nedir bilemedim ama cok accaip bişi. Adamın biri elinde kumanda ile kolu aynatıyor. Kol bildigimiz si-ci filmlerindeki robotların kolu seklinede. Sanki yumrugunu sıkmıs gibi bişi. Sen yumruguna cok afedersin.otun yiyosa oturuyosun. Kol bilekten donuyo, dirsekten donuyo, omuzdan donuyo her tarafı ayrı oynayı;p hepsini aynı anda yapıyor. Sende kusmadan içinden cıkmaya calisiyosun. Yok yane bole bişi. Yurumeye basliyorum, yuruyorum, yuruyorum, yuruyorum saga donup aynı olayı yapıyorum, takrar saga tekrar sola ulan kaybolcam diyip en basa donmeye calisiyorum bu yuruyus sırasinda 1 saat geciyo ve mert geliyor. Aynı salaklıkla yurumeye baslayip burnumuzun dibinde olduunu yaklasık yarım saat sona keşfettigimiz nargileciye girdigimizde hassiktir oluyorum. Tavan cami konseptinde tasarlanmış. Mekan duman altı. Devasa bir kubbenin altında oturuyomuş izlenimine kapılsanda mekan taş catlasın 100 kişilik ve boş yer bulmak için az bişi bekliyip onunde sini olan gusel bir koseye oturuyoruz. Baba spesialden getir diyor mert. Yanınada ekle fas cayını. Ne ki bu spesyal diye dusunurken çift elmalı nargilemiz geliyor ve fakat tutun lülenin içine konmak yerine bildigin ananasın içine konmuş. O ne lan deyip içmeye basliyorum. 4 yada 5inci nefeste tutun yerine oturuyor deli gusel bir tat vermeye basliyor. Nane aromalı değişik kendinden şekerli çaylarımız afiyetle içiliyor. Hey gidi turkiye muhabbetleri içerisinde iken dj arkadaş Mustafa sandal calarak mekanı pek ilginc kılı veriyo bir anda. Saat 10 gibi ayaklanıyoruz, gelirken 48 dirhem tutmus zati ve ters yonden gelmişiz bide diger yone devam edilecek. Fazla yazmasın deyip cıkıyoruz. Yaklasık 150 kişi sıra bekleyerek taksilere yaklasırken otopark alanından gecmeye baslıyoruz. Otopark dedigime bakmayın otoshow mubarek. Ferrari, porche, bildiginiz nekadar pahalı araba varsa hepsi içerde. Sırada bekleyenler ellerinde makinalar fotograf cekip duruyor. Biz turkuz kardeşim kralını cekeriz deyip abartılı kareler cekiyoruz ama araba onunde durayımda beni çek moduna girmiyoruz Allahtan:)</p>
<p>Taksimize binip evlerimize yollanıyoruz. Soforum cok kral adam cıkıyo beni şehir merkezinden degil diger cevre yolundan goturuyor normalde 80 dirhem tutması gereken yol 60 dirhemle bitiyor.</p>
<p>Hayatsal notlar:<br />
1-Plakalar 6 haneye kadar sayı sisteminden olusmakta ve 01 ile başlıyor. 01-05 arası seyhe ait en pahalı araclara takılı oldugunu var saymaktayım. 4 hanelilere kadar dikkatli olmak lazım. Paran veya nufusun yoksa bu plakaları alamıyosun, alan adamı gorunce hiç bulasma canını sıkma,selektor yapı;p yol isteme, akıllı ol yan:)<br />
2-Burada iş yeri açmak istersen iş yerinin %51i buralı birine ait gorunmek zorunda. Kanun bu. Kafana gore gelipte dısardan şirket kuramazsın, olanı alamazsın. Sistem kendini koruma yonunde çalisiyor. İçerdeki adam degerlidir mantıgı guduluyor. Lokal olana yane yerli olana bulasma, illaki senden zengindir:)<br />
3-Burada ev, toprak, gayrimenkul yada benzeri şeyleri satın alabilirsin ama %50si seyhe kalmak sartı ile. Asla bir mulkun tek sahibi olma hakkın yok. Evi satma durmunda seyh sana kendisindeki payı geri oder. Neymiş, toprak butunlugunu satın alarak bozma luksun yokmus.<br />
4-Benzinin litresi 1 dirhem yane ne demek bu 60 litrelik bir depoyu 25 ytl ye fulleme imkanınız var. Burada vergi ve gumruk sistemi uygulanmıyor bu sebepten arabalar turkiyenin yaklasık yarı fiyatına satılıyor. Normal bir çalısan yaklasık 4 aylık maası ile iyi bir araba 6 aylık maası ile iyi ve sıfır bir araba alabiliyor. Araba alırken taksitlendirme maaşınıza ore yapılıyor ve tek arana sart maaşınızın 2 ay boyunca bankaya yatırıldıgını gostermeniz.<br />
Baksa bir gunlukte gorusmek uzere, sıkılmadan okudunuzsa ne ala:)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutavci.com/dubaide-gezmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dubai&#8217;ye Gitmek</title>
		<link>http://www.umutavci.com/dubaiye_gitmek/</link>
		<comments>http://www.umutavci.com/dubaiye_gitmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 02:43:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umutavci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[dubai]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutavci.com/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[Gidis: sabah sabah bavul hazırlama telası basladı. saolsun sevgilim her türlü fedakalıgı yapip bavulumu elleri ile hazırladı. bende teslim edilecek calısmaların son rotuslarını yapip aman isini yapmadı demesinler derdi ile bilisayar basında calismama devam ettim. son gune kalmanın faydaları ile pek cok gerekli malzeme eskisehirde birakildi. en uç ornek olarak laptopumun pili verilebilir:) çarsıya gidildi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gidis:</strong><br />
sabah sabah bavul hazırlama telası basladı. saolsun sevgilim her türlü fedakalıgı yapip bavulumu elleri ile hazırladı. bende teslim edilecek calısmaların son rotuslarını yapip aman isini yapmadı demesinler derdi ile bilisayar basında calismama devam ettim.<span id="more-190"></span> son gune kalmanın faydaları ile pek cok gerekli malzeme eskisehirde birakildi. en uç ornek olarak laptopumun pili verilebilir:)</p>
<p>çarsıya gidildi paralar € olarak degistirildi ve tren istasyonuna gelen dostlar esliginde eskisehirde istanbula yolculuk basladi.</p>
<p>trende bi olay olmadi. ögrenci olmama ve yanımda pasadon baska bi belge olmadıgından inadına ceza yazan gorevliyi saymazsak. hadi hayırlısı deyip devam ettim yolculuga.</p>
<p>ben bir dost belerken istanbulda 2 farklı dost karsiladi beni. lan amma sevenim varmıs deyip huzunlendim salak salak. ne gerk varsa:)</p>
<p>ogrencilik gunlerinin hatrına dadas pilavımızı yedik kadikoyde akabinde nargilemizi içtik. sonra ben hava alanına onlar evine.</p>
<p>cok heyecanlı bir bekleyisle check-in sırası geçilip everyones love free duty yazısına gelince derin bir oh cektim. kesin bir pislik olcak ve alınmıcam korkusu had safhadaydı:) son kontrolde cantasında tornavida cıkan adam saymazsanız kazasız bindik ucaga. bu arada turk oldugumuzu her yerde belli ediyoruz ya helal olsun bize. napcan amca ucakta tornavidayi.</p>
<p>cam kenarı ve kanat onu olsun dediler ucakta yer onerisi olarak. 7a koltugunu aldim kendime. sona gece yarısı degil 7a pilatlada ucsam bisi goremiyecegimi farkettim ama vardıgımızda saat 6 olacagindan belki gun acmıs olur bisi gorurum umudu hep içimde giderken, sehirlerin ısıkları akmaya basladi yer yuzunden. turkiyeyi gectikten sonra saat diliminide yalayip yutunca 3 olması gereken saat 5 oluverdi birden. yolun 2500km sine dogru gun çizgisini yakaladık ve gunun dogarkenki kızıllıgını bulutların uzerinden izlemeye basladim. satıh halinde yaılan kızıllık ve uzerindeki bulutların ambiansı bile bu yolculugu yapmaya deger kanaatindeyim. ama zevk için yapılacak sey degil bilet diye bir a4 kagit cıktısı veriyorlar ustunede 650 ytl alıyorlar. yuh dedim:P</p>
<p>sabah vardık sonunda dubainin sabah sabah sıcak kumlarına. tepeden hersey toz ve kum olarak gorunuyor. cok degisik bir manzara acıkcasi. girdim içeri, mail yolu ile bana ulastırılan vizemin orjinalini salak bir retina taraması sonucu verdiler. neden oyle ettiler annamadım. 1 saatten facla pasaport onayı için beklettiler. ilginctir yanlız, 20 masa acıktı ve neredeyse hepside alabildigine agirdan yapıordu isini.</p>
<p>bu kısımda bazı puf noktaları vermek istiyorum<br />
1- onceki gun veda edicem muhabbetine telefonla cok konusursanız piliniz bitmeden ariyacaginiz kisinin numarasını not alın bir yerlere. o kısım aklıma eldi allahtan:)<br />
2- arapca bilmiyor olabilirsiniz ama ingilizce bilmioysanız vay halinize:) ben kendimden biliyorum cok zor oluyor.<br />
3- inince paranızın tamamını dirheme cevirmeyin. zati boktan bisi o paralar. yazık oluyo canım €lara:)<br />
4-telefon hattınız yoksa hava alanından alabiliyormussunuz. iste bu benim atladıgım tek detay oldu sanırım. avea kapalı ve cuma cumartesi buranın hafta sonu oldugundan pazarı beklemek zorunda kaldım hat almak için.</p>
<p>sonunda ali abiye ulasmayı basardim ve beni sirketlerine ait villaya yerlesmem için goturdu. is anlasmamızda kalacak yeri onlar verdiginden mekan villa imis. yuru be dedim kendi kendime:) sonunda villamıza geldiimizde durum az biraz degisik cıktı benim için. tum calisanların kalabilecegi bir villa imis burasi ve her odada 2 kisi kalıyor. hadi hayırlısı deyip yerlestim room mate&#8217;im muhammdin yanına. oda suriyeden gelmis çalismaya. ingilizcesi ve hali ile arapcasi çok iyi:) filistinden, ürdünden, her bi yerden elemanlar var. tanıstık hepsi ile tek tek. sonunda adımı soylemeleri için uuumuut demem gerektigi kesfettim. ama onlar benim için kolay bi yol kesfedemediler:) farklı bir kultur farklı bakıs acilari ama 1 gun içindeki dosthane tavılarını dusunecek olursam baska bir yerde bir turk olarak bukadar rahat etmezdim sanırım.</p>
<p>ilk gunumu saat, iklim gibi pek cok farklılasan faktore, uykusuzlugunda eklenmesiyle camıs modunda yatarak gecirdim.cok üsüdüm ama anlatamam. cayır cayır havadansa son surrat klima tercih ediliyor burda ve soguk memleketten gelmis, henuz sıcagi hissetmemis biri olarak içim dondu diyebilirim.</p>
<p>ilk gunu deli dil surcmeleri ve cok eksik ingilizcemle atlattıktan sonra sabah sabah muhammede gunaydın diyerek uyandım. sory? deyince good morninge dondum hali ile:) sabahın 7,30unda ayakta olmama ve turkiyede 5,30 olmasına ragmen gayet dinc basladim une. klima kaynaklı ufak bir kırgınlık vardı sadece. oda normal artık dedim:)is yerimize gidildi. hah dedim demek dubai bu imis. conrad hoteli gecince hiltonun karsısında calismaktayim efenim. beklerim yani:) server kasalar ve cift lcd monitorler arasından birisini gosterip sen burda calis, bir terslik varsa soylersin IT ekibi gelip duzeltir dedi. yuzumdeki tebessum ortam ve profesyonellik bir yana (ilk defa kendi bilgisayarıma teknik servis hizmeti vermedim) soylenen hemen her kelimeyide anladıgımı farkettim, ondandı sanırım.</p>
<p>ogle yemegi tam bir fiyasko idi. arap bir arkadas siparis aldı zar zor ingilizce biliyorken arapca cok bozdu beni ve hemen ali abiden yardım istedim.</p>
<p><strong>1-</strong> dolma ama dolma degil bisi<br />
<strong>2-</strong> karısık sebzeli ama kızartılmıs, türlü ama türlü degil bisi<br />
<strong>3-</strong> tavuk ve pure.</p>
<p>hali ile 3. alternatifi sectim. okadar kucuk butu olan bir tavuk ilk kez gormus oldum bu vesile ile. kulturel baharatların damak tadımdaki etkisini hiç bir benzetme ile veremiyecegim. Ama alısırım insallah diyerek yedim. pürenin, püre ama püre degil bisi oladugunu gordum. lan patates nasıl patates olmaz annamadım acıkcasi. bildigin pure ile bildiin helva arasında bir tadı olması bir yana, uzerinde badem gibi bisi vardı ama bazı bazı kabuklarınıda eklemisler saolsunlar. çorba ama çorba degil bisey ustune yemek yedim ustuneden ne oldugunu bilmedigim ama tadını sevdigim bir tatlı yedim. ama arkadas lavas ama lavas degil bisi yedim. hey gidi tas fırın ekmegim dedim hakkatten. sanırsam herseyin içinde kimyon var. cok ilginc bir yaklasım.</p>
<p>gunum bitti, buz gibi soguk su ile dusumu aldım. buz gibi dedigime bakmayın, su akarken havada ısınıyor kendi kendine:) baska bir gun baska bir anıda bulusmak dilegi ile efenim.</p>
<p><strong>ehlen ve sehlen</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutavci.com/dubaiye_gitmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölüme İthafen</title>
		<link>http://www.umutavci.com/olume-ithafen/</link>
		<comments>http://www.umutavci.com/olume-ithafen/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 02:41:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umutavci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutavci.com/?p=189</guid>
		<description><![CDATA[ölüm]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne kadarda kolaydı ölmek ve ne çok korkmuştum. Pimi çekilmiş dünyanın hissiz bir bedenini tüketmiştim içimde. Hani yalınayak basarsın kumlara ayakların yanar ve ilk adımı attığında tüm yangınını dindirir deniz. En zoruydu ilk adımı atabilmek.<br />
<span id="more-189"></span><br />
Korkuyordum işte durduk yere. Yavaşça ilerlemiştim. Küçük adımlarla yaklaşmıştım ölüm denen denize. Yorgun bedenimi sürüklemiştim içimde. Tuhaf olmuştu oysa tanışmamız. Bir köprüde düşlerdim ölümü, hızlı ve vazgeçilmez bir tanışma olacaktı, hiç ayrılmamacasına. Tepe taklaklığımın anlamsızlığını tepeden aşağı atacaktım. En saf, en arınmış halimle uzanacaktım kollarına.</p>
<p>Oysa birden iyileşmeye başlamıştı yaralarım. Düzgünlük düzeyi yüksek, düzenli bir hayatın mutlu bir ferdi olmuştum aptalca. Yeni sevgilinin kollarında uyumak geceler boyu, yeni bir işte ve ilginç bir şekilde keyifle çalışılan dakikalar başlamıştı. Ne de güzel olmuştu yeni bir bilgisayar ve birazda saçarak ta olsa alınan mp3 player. Hayatımın vazgeçilmezi müzik, sonumun başlangıcı müzik.</p>
<p>Bir akşamüstü müzik dinlerken bilinçsizce aldım elime bıçağı. Sebebim yoktu. Bıçak, özlem olmuştu içimde tuhaf bir şekilde. Gözlerimin içine çakıyordu ışığını çeliğinin yansımasından. Ölümü düşündüm önce, sonra düşüncelerim kendime aktı. Anlamsızcasına birleştirdim iki kavramı içimde usulca bileğime uzattım bıçağın en göz alıcı kısmını. Dokunuşu buz gibi olacak sanırken nede sıcak sarmıştı bedenimi. Sevgi dolu bir parçam olmuştu kenarında biriken kırmızılığa inat. Damlalarımın kırmızı parıltısını izlerken her bir süzülüşlerinde ikinci kere kavuştu bileğimle bıçağım, kulaklığımdan bağırıyordu “Düş Sokağı Sakinleri” ölümler çiplak gelir melodisin içime işliyordu usuldan. Ölüm çalıyordu kulaklarımda, ben içime ölümü aldıkça.</p>
<p>İçim yanıyordu yavaş yavaş. Bir yanım soğurken, yanıyordu diğer yanım. Silikleşirken usuldan dünya bende, ben ve müziğim kalıyorduk geriye. Yanımda tek bıçağım kalıyordu, süzülen kanlarımın arasından kırmızı parıltılarla gülümsüyordu yüzüme. Ben gördüğüm son şey bu mu derken sırıtıyordum hayata. Kandıramadı beni biliyordum, ya da kendimi kandırıyordum. Ama ne önemi var ki. Yavaşça katılaşırken bedenim mutlu bir anda biten sebepsiz bir hayata bir damla daha akıyordu bileğimden. Ben tükenirken biliyordum, dışarıda bir yerde şehir yaşamaya devam ediyordu.</p>
<p>25.01.2005</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutavci.com/olume-ithafen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiçliğe İthafen</title>
		<link>http://www.umutavci.com/hiclige-ithafen/</link>
		<comments>http://www.umutavci.com/hiclige-ithafen/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 02:39:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umutavci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[hiçlik]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutavci.com/?p=188</guid>
		<description><![CDATA[hiçlik]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anlamsızlığın tanımı olmaya başlamıştı yaşantım yavaştan. Hataların kaynağı benmişçesine ve o kadar da çözüm üretme çabasında ilerlerken. Günah keçisi olabilmek kadar zor eylemler dizisinin başlangıcında yürürken ağır aksak, başlangıçlarımı ancak bitişlerime bağlıyorum, yine kendime tükeniyorum…<span id="more-188"></span></p>
<p>Yoruluyorum damarlarımda hissedercesine, emek değerini yitiriyor içimde. Emeklemeler, sürünmeler, yorulmalar, tükenmişim arkadaş. Çıktığımdan çok batar olmuş bedenim çamurlara. Elmas çamura bulansa ne olur bir silersin parlardaki elmas olmayı bile beceremiyorum. Ben kendimi anlatma çabasında şimdi tüketiyorum benzetmelerimi…</p>
<p>Fırsatlarımı kucaklıyorum kocaman, bir koltuk altına sığdırmaya çalışıyorum yaşantımı, ruhumu, bedenimi. Tek koltukta gezdiriyorum hepsini, tek seferde yitiriyorum kendimi. Pratik yaşamın döngüsünde çok pratik kaybediyorum içimdeki benliği. Ayağa kalkmak hep kolay adama, geriye kalan tüketmese bide…</p>
<p>Doğrularımı arıyorum şimdilerde, tek doğru var yalanından hareketle. Ne doğrusudur bu kimin doğrusudur anlamadım tipkı anlamlandıramadığım pek çok yalan gibi. Bir nefes daha çekiyorum nargilemden şimdi usulca, dumanına salıyorum ciğerlerimden odamın bir diğer köşesine içimden eksilen sadece duman, geride kalansa hiçliğim…</p>
<p>Sonunda yine anladım işte, eğrisiyle doğrusuyla, iyisiyle kötüsüyle geride kalan kocaman bir ben ve hiç, yarın yine ayakta olacağım sonra yine düşeceğim. Acı çekme sevdasını ben kendim belleyeceğim…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutavci.com/hiclige-ithafen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bipolar Bozukluk</title>
		<link>http://www.umutavci.com/bipolar-bozukluk/</link>
		<comments>http://www.umutavci.com/bipolar-bozukluk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 02:37:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umutavci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutavci.com/?p=187</guid>
		<description><![CDATA[bipolar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her insan, yaşamı boyunca olaylara karşı küçük iniş çıkışlar gösterir ve bu, insan hayatının doğal bir parçasıdır. Doğal olmayan ise, üzüntü, keder veya sevinç durumlarının aşırı ve sürekli olması, kişinin aile, sosyal ve iş yaşantısını önemli ölçüde bozmasıdır.<span id="more-187"></span></p>
<p><strong>BiPOLAR (İKİ UÇLU) HASTALIK NEDİR ?</strong></p>
<p>Manik-depresif hastalık olarak da bilinen, temelde duygusal yaşamı etkileyen düşünce, davranışları bozan bir hastalıktır. Hastalığın temel bir özelliği, nöbetler (dönemler) halinde gelen manik devrelerdir. Bu hastalık, muhtemelen sinir iletimini bozan bazı maddelerde ki değişikliklerle ilişkilidir.</p>
<p><strong>MANİK NÖBET NASIL TANINIR?</strong></p>
<p>Genelde manik nöbeti tanımak, hekimler için kolaydır. Manik hastalarda başlıca şu belirtiler gözlenir.</p>
<p>* Kendisini çok iyi hisseder, mutlu ve keyiflidir, gücünün yetmediği işleri yapmaya yeltenir. Olmadık yerlerde şarkı türkü söyleyip, oynayabilir. Bazen büyük güçleri olduğunu ve yeni icatlar yaptığını iddia edebilir. Bazen de kendisini evliya, peygamber veya çok yüksek biri gibi düşünebilir. Bencilliği artar, hafızası güçlenmiştir.<br />
* Aşırı neşelidir, etrafını da güldürür, olmadık yerde açık-saçık şakalar yapabilir. Kolayca dostluk kurar, fakat bunlar yüzeysel dostluklardır.<br />
* Taşkınlık, aşırı sinirlilik, özellikle karşı çıkılırsa saldırgan davranışlar gösterebilir.<br />
* Çok fazla konuşur. Susturulma çabalarına karşı susmaz. Yüksek sesle konuşur.<br />
* Dikkati dağınıktır. Konuşması kolayca çelinir.<br />
* Düşünceleri hızlıdır, bir konudan alakasız bir diğerine atlar.<br />
* Toplumsal yönden kötü sonuçlar doğuran işlere girebilir. Bazen tüm parasını dağıtabilir. Olmadık kişileri, resmi makamları telefonla arayabilir. Ülke sorunlarını çözme iddiaları olabilir.<br />
* Uygunsuz cinsel davranışlar gösterebilir.<br />
* Uykusu azalmıştır, günlerce bir-iki saatlik uykuyla idare edebilir, buna rağmen kendisini dinç hisseder.</p>
<p>Tüm bu belirtilerin hepsinin bir arada görülmesi gerekmez. Fakat birkaç tanesinin bir arada görülmesi ve bu belirtilerin bir haftadan uzun sürmesi hastalık teşhisi için yeterlidir.</p>
<p><strong>UYARI:</strong></p>
<p>Bu hastalık, kişi hayatını oldukça olumsuz etkiler. Tüm yaşantısını ve uyumunu bozar. Bu belirtiler, hastalık öncesi durumla uyumsuzdur. Aile fertleri ve hastanın çevresi bu duruma anlam veremez. Hastalık olduğunu düşünmedikleri için hastayla mücadele ederler. Oysa tüm bunlar, daha kötü sonuçlar doğurur. Bu durumda, vakit geçirmeden hastayı bir psikiyatri uzmanına götürmek gerekir. Hasta, hastalığını ve ilaç almayı kabul etmeyebilir. Bu durumda hasta nazikçe ikna edilmeye çalışılmalı eğer ikna olmazsa ve çevresine zarar verme eğilimi varsa ısrarla hekime götürülmelidir.</p>
<p><strong>BiPOLAR HASTALIĞIN DEPRESYONLA NASIL BİR İLİŞKİSİ VARDIR?</strong></p>
<p>Hayat boyu geçirilen tek bir manik nöbetle dahi BiOLAR HASTALIK tanısı konur. Bazen de manik ataklara benzeyen fakat onun kadar ağır olmayan HiPOMANİ durumu görülebilir. Bazen de hastalarda, kendini sürekli üzgün hissetme, enerji azalması, yorgunluk isteksizlik, durgunluk, uykusuzluk, iştahsızlık, suçluluk gibi belirtilerle seyreden manik dönemin tam tersi; DEPRESYON ( ÇÖKÜNTÜ ) dönemleri olabilir.</p>
<p><strong>BiPOLAR HASTALIK KİMLERDE/ NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR ?</strong></p>
<p>Her 100 kişiden 1 kişi, ömründe en az bir kez manik nöbet geçirir. 20-25 yaşları arasında en sıktır. Kadın ve erkeklerde aynı oranda rastlanır.</p>
<p><strong>TEDAVİ:</strong></p>
<p>Hastalığın ağır olduğu ilk dönemlerde, hastanın doktor gözetimine alınması ve hastaneye yatırılması şarttır. Bu dönemde, tüm sorumluluk doktora bırakılmalıdır. Hasta sakinleştirildikten sonra Bipolar Hastalığın asıl tedavisi olan LİTYUM’a başlanır. Ayrıca yatıştırıcı başka ilaçlar da verilir. Hastaların yaklaşık 1-2 hafta içinde belirtileri yatışır. Daha sonra ayaktan tedavi edilmek üzere, hasta taburcu edilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutavci.com/bipolar-bozukluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Denedim Dedim</title>
		<link>http://www.umutavci.com/denedim-dedim/</link>
		<comments>http://www.umutavci.com/denedim-dedim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 02:35:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umutavci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[dene]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutavci.com/?p=186</guid>
		<description><![CDATA[denedim dedim]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendime bunu saçmaladım hep, bir amaç edinmeyi denedim, bir hedef belirlemeyi denedim, kendimi bilmeyi denedim çokça. Olmayınca olmuyormuş, acısı ile öğretiyor hayat adama onu öğrendim. Kendi meşrebimce hayata direndim aslında, derdim olmadı en iyiyi yapıyorum diye ben daha çok kendimi yenme çabasına girdim.<span id="more-186"></span> Yoruldum çokça koşamamaktan, yürümeyi bile beceremedim çokça sürünerek ilerledim. Derdim hep kendim oldu, dişimle dedim tırnağımla geleceğim bir yerlere, kendim kazandım okulumu, kendim için çalıştım, kendim için buldum işimi, yardım almadan körcesine ilerledim. Ne işimi düzgün götürebildim sonunda ne okulumu. Kişisel ideallerim için üzdüm sevdiklerimi, telefonun ucundan gelirken bazen annemim hıçkırıkları ne kadar da aşağılık bir adamdım ki dinlemeyi bile beceremedim. Bencil oldum en nefret ettiğim insan kusuru gibi görürken üstelik bunu. Çok adam yetiştirdim, çok kişiye öğrettim bildiklerimi, çok dost aradım, çok ağladım. Çoklarımda boğulmaya başladığımda kendimi biraz daha tükettim.</p>
<p>Bilemezsin ki sen tanımadığın bir adama baba demenin zorluğunu, sen daha kötüsünü yaşasan da anla işte en kötüsü benim, tipkı hepimizin kötüsü en kötü olması gibi bir şey aslında bu. Her adımını güçlü atma çabasını bilemezsin ki şimdi okurken bu satırları, zaten güçlü olmakta nedir, maskeler ardında feryat figan şu yürek, herkesten saklarsın hüzünlerini, söylesene kendimden ne kadar kaçabilirim ki?</p>
<p>Bilemezsin bir üniversitede yedi yıl okuyup ta üçüncü sınıf olabilmenin ne demek olduğunu sen, aptal olmadığını anlatmak zorunda kalmanın ne demek olduğunu hayal bile edemezsin, diyemezsin kimselere, ben iyi bir puanla girdim bu üniversiteye. Şimdi seçim yapma şansım olsa ne işim var iktisatta, girerdim güzel sanatlara demenin bir faydası olmadığını nerden bilebilirsin ki? Şimdi bütün arkadaşların askerden dönerken, kimisi evlenmiş, kimisi iş kurmuş, iddialı olsan ne olur ki hayatta eziksindir aslında. Daha fazlası olman kimin umurunda zannedersin şimdi?</p>
<p>Şimdi ayağım kırık benim. Hiçbir şeyi normal olmayan biri olarak bu bile anormal. Yani kaç kişi yürürken ayağını burkarda bilek altından kemiğini kırar ki? Bu kemik parçası alçı ile kaynamıyorsa suç kimindir acaba? Acaba ameliyat dediğin, acaba kemiğinin ucunda iki parça vida, iki ay yürüyemeyecek olmak kimin suçu olmalı? Hayatı suçlamak kolay aslında, kadersizim arkadaş demek daha bir kolay, ama ne değişiyor ki? Ne düzeliyor böyle? Yoruldum arkadaş.</p>
<p>Ben bir blog yazmayı denerken bile ancak içimdekileri kusmayı becerebilirken, hayat benim neyime arkadaş, grafik neyime&#8230;</p>
<p>İki ay sonra, kim bilir belki daha bir kısa sure sonra ben gene buralarda olacağım, gene hayat akmaya başlayacak çevremde ve ben gene insan olmayı deneyeceğim. Kim bilir bir yıl daha kaybetmeme rağmen belki okulu bile bitirmeyi deneyebilirim.</p>
<p>Sen esen kal arkadaşım ve unutma nefes alip vermek bile bir mucize aslında, keşke zamanında anlayabilsek bide bunu…</p>
<p>Umut AVCI<br />
“hiçbir şey olamamış adam”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutavci.com/denedim-dedim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geldim</title>
		<link>http://www.umutavci.com/geldim/</link>
		<comments>http://www.umutavci.com/geldim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 02:33:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umutavci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[geldim]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutavci.com/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[geldim]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>istedigim yerdeydim, olmam gereken kadar ben, içimde tukenen bir beden. biraz goz yasi az gulumseyis, tuhaf bir yemek tarifi gibi olmustu içim disim. mutlu olmanin kendin kavraminin yittigi noktalarda tuketmistim kendimi bazen, bazen son otobusun kalkis saatinden habersiz bir durakta beklemek gibiydim. <span id="more-185"></span>aptal benzetmelerin vazgecilmez kahramani oldum.</p>
<p>dedim ya tam yerine geldim, tam yerinde tukendim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutavci.com/geldim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özlemek Nedir?</title>
		<link>http://www.umutavci.com/ozlemek-nedir/</link>
		<comments>http://www.umutavci.com/ozlemek-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 02:32:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umutavci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[özlemek]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.umutavci.com/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[özlemle baslamak bir gune, aynada gulumsemek kendine, sebepsizcesine mutlu olmak nasil bisey?nasil bisey; aynada gordugun seni yansitirmi, içindeki birseyleri yada. aynada ardini görebimek belkide özlenilen. kendinden uzaklasisini izlemek. belkide ozlemek yalniz kaldigini gormektir. kavusulamayana duyulan hislermidir sadece özlemek? gun geceyi özler mi, gece ise gunu? gunes neden bir yuzunu aydinlatir dunyanin, yada neden acar bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>özlemle baslamak bir gune, aynada gulumsemek kendine, sebepsizcesine mutlu olmak nasil bisey?nasil bisey; aynada gordugun seni yansitirmi, içindeki birseyleri yada. aynada ardini görebimek belkide özlenilen. kendinden uzaklasisini izlemek. belkide ozlemek yalniz kaldigini gormektir.<span id="more-184"></span></p>
<p>kavusulamayana duyulan hislermidir sadece özlemek? gun geceyi özler mi, gece ise gunu? gunes neden bir yuzunu aydinlatir dunyanin, yada neden acar bir kardelen ölecegini bile bile yuzunu cevirme cabasindadir gunese. yuzunu geceye cevirmek daha kolay degilmidir aslinda&#8230;</p>
<p>sen hiç içine baktinmi sebepsiz yere. yaptiklarina utanc duymak kolaydirda yapmadiklarin için utanc duydun mu hic? yarin ozlemi ile yandin mi hic, yada hiç yarinsiz kalmak istedin mi?</p>
<p>özlemek, dusunmek midir? kim bilir belki dusunmesen ozlemessinde bile belki. ve tam burada yine belkiler sarmaya baslamisken her yanini bir yanin soru isareti diger yanin koca bir unlemken dumduz ve bir tek kendin olmayi ozlermi insan?</p>
<p>hadi ben beceremiyorum, bilmiyorum ben bunu. sen anlat, tuketirken kendimi hadi bana bir parcada olsa anlam kat&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.umutavci.com/ozlemek-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

