Ne kadarda kolaydı ölmek ve ne çok korkmuştum. Pimi çekilmiş dünyanın hissiz bir bedenini tüketmiştim içimde. Hani yalınayak basarsın kumlara ayakların yanar ve ilk adımı attığında tüm yangınını dindirir deniz. En zoruydu ilk adımı atabilmek.
Korkuyordum işte durduk yere. Yavaşça ilerlemiştim. Küçük adımlarla yaklaşmıştım ölüm denen denize. Yorgun bedenimi sürüklemiştim içimde. Tuhaf olmuştu oysa tanışmamız. Bir köprüde düşlerdim ölümü, hızlı ve vazgeçilmez bir tanışma olacaktı, hiç ayrılmamacasına. Tepe taklaklığımın anlamsızlığını tepeden aşağı atacaktım. En saf, en arınmış halimle uzanacaktım kollarına.
Oysa birden iyileşmeye başlamıştı yaralarım. Düzgünlük düzeyi yüksek, düzenli bir hayatın mutlu bir ferdi olmuştum aptalca. Yeni sevgilinin kollarında uyumak geceler boyu, yeni bir işte ve ilginç bir şekilde keyifle çalışılan dakikalar başlamıştı. Ne de güzel olmuştu yeni bir bilgisayar ve birazda saçarak ta olsa alınan mp3 player. Hayatımın vazgeçilmezi müzik, sonumun başlangıcı müzik.
Bir akşamüstü müzik dinlerken bilinçsizce aldım elime bıçağı. Sebebim yoktu. Bıçak, özlem olmuştu içimde tuhaf bir şekilde. Gözlerimin içine çakıyordu ışığını çeliğinin yansımasından. Ölümü düşündüm önce, sonra düşüncelerim kendime aktı. Anlamsızcasına birleştirdim iki kavramı içimde usulca bileğime uzattım bıçağın en göz alıcı kısmını. Dokunuşu buz gibi olacak sanırken nede sıcak sarmıştı bedenimi. Sevgi dolu bir parçam olmuştu kenarında biriken kırmızılığa inat. Damlalarımın kırmızı parıltısını izlerken her bir süzülüşlerinde ikinci kere kavuştu bileğimle bıçağım, kulaklığımdan bağırıyordu “Düş Sokağı Sakinleri” ölümler çiplak gelir melodisin içime işliyordu usuldan. Ölüm çalıyordu kulaklarımda, ben içime ölümü aldıkça.
İçim yanıyordu yavaş yavaş. Bir yanım soğurken, yanıyordu diğer yanım. Silikleşirken usuldan dünya bende, ben ve müziğim kalıyorduk geriye. Yanımda tek bıçağım kalıyordu, süzülen kanlarımın arasından kırmızı parıltılarla gülümsüyordu yüzüme. Ben gördüğüm son şey bu mu derken sırıtıyordum hayata. Kandıramadı beni biliyordum, ya da kendimi kandırıyordum. Ama ne önemi var ki. Yavaşça katılaşırken bedenim mutlu bir anda biten sebepsiz bir hayata bir damla daha akıyordu bileğimden. Ben tükenirken biliyordum, dışarıda bir yerde şehir yaşamaya devam ediyordu.
25.01.2005
Tarih: 05 Ocak 2009 | Etiketler: hayat, intihar, müzik, ölüm, yazı | Toplam 340 kez okunmuş |
umutavci.com © 2008 | Tasarım: Umut AVCI | Kodlama: Yakuter | Altyapı: Wordpress | Gizlilik Anlaşması